Doğaçlama Nedir?

Herakleitos’ a ait o meşhur aforizmayı hepimizin biliriz; “Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz”. Hayat  nehir gibi akar, sürekli değişir ve akışına her an bir öncekinden başka olan yeni deneyimler ekler.  Bir gün yaptığımız diğer bir günü tutmaz, herhangi bir olaya verdiğimiz tepki bir diğeri ile çoğu zaman farklılık gösterir. Sürekli değişim içindeyizdir. Herakleitos bu durumu şöyle pekiştirir : “Değişmeyen tek şey değişimin ta kendisidir”… Doğaçlama müzikte ki değişimin ta kendisidir aslında.

Müzik dünyasında bir icracı, aynı eseri, aynı şekilde ve aynı nota sayfasından çalıyor olsa da, her defasında farklı çalar, farklı birşey duyurur dinleyene. Çünkü her defasındaki duygu yoğunluğu ve yorgunluğu farklıdır icracının. Çaldığı ortamdaki nem ve sıcaklık bile etki eder bu duyuluşa. Yine de, ortalama bir dinleyici bunun pek farkında olmaz, onun için önemli de değildir.

Ancak, sürekli değişimin, aynı olmayanın çok belirgin ve yadsınamaz bir şekilde oraya çıktığı bir alan vardır ki, bu “doğaçlama” diye tarif ettiğimiz şeyin ta kendisidir. Doğaçlamaya, irticalen, yani içinden geldiği gibi çalma yada emprovizasyon diyoruz. Bir sözlük üzerinden gidersek, doğaçlamanın birbirinden çok da ayrı düşmeyen tanımlarına rastlarız : “Birdenbire, aniden, içinden geldiği gibi, hemen o anda, hazırlanmadan, notaya bağlı kalmadan”… Sizce bu bir ironi değil mi? Bizi olduğu gibi serbest bırakan bir olguyu tanımlarken 3-5 kelimeden öteye geçemiyoruz.  Müziğin birçok alanında kesin yargılara varabilirken, doğaçlama hakkında varamıyoruz. Çünkü doğaçlama müziğin ta kendisidir. Müziğin çalınmaya ya da söylenmeye başladığı ilk andan itibaren var olmuştur. “Müzik doğaçlama ile oluşmuş ve gelişmiştir” .

Doğaçlama her ne kadar müziği doğuran bir etken olsa da Avrupa müziğinde Barok Dönemi ile başladığı söylenir. Mozart, Bach, Beethoven, Chopin gibi birçok büyük besteci doğaçlama çalma konusunda ustalık seviyesine ulaşmıştır. Bu teknik ayrıca caz müziğinin de en önemli elemanıdır.

O özgürlüğün müzikal bir sembolüdür. Doğaçlama çalarken ritmi, armoniyi ya da melodiyi bir kenara atamaz ve onları birbirinden ayrı düşünemezsiniz. Melodi, armoni ve ritim birbirlerine saygı göstermeli, birbirlerini yok saymamalıdır. Bütün bunların yanı sıra çalarken uyumu sağlamak zorundasınızdır. Ve en önemlisi de; siyahıyla beyazıyla, diyeziyle bemolüyle, tiziyle pesiyle tüm notalara hakkını vermelisiniz. Sadece %50’lik kısmına değil. Anlayana!..

 

Kaynak: http://www.muzikgunlugu.com/dogaclama.html

Recent Posts

Leave a Comment